Abit Guner



BATI ENSTRÜMANLARI İLE BİR KARADENİZ MELODİSİ


Abit Güner’i İstanbul’da bir sergisi nedeniyle tanıdım. Abit Güner kimdir? Abit Güner kuşkusuz yarının Süleyman Seyyit’i, Hoca Ali Rıza’ sı ve belki de Şeker Ahmet Paşa’ sı... Hiç mübalağa etmiyorum ki birçok sanatçıdan yarına kalabilecek ender sanatçılardan biri olacaktır Abit Güner. Çoğu zaman sanatçılarımızla sanat eleştirmenlerimiz, sanatçılar hakkındaki yargılarını belirlerken birçok hesap içinde olurlar. Onlar zaman zaman kendi düşünsel değerlendirmelerini, kendi yetenek ve kültürlerine göre, bazen de hesaplarına göre yaparlar. Ben burada Abit Güner’le ilgili düşüncelerimi hiçbir sansüre tabi tutmadan ortaya koymak istiyorum.
Abit Güner Trabzon Lise’sini bitirdi. Eğitiminin noktalandığı yer lise diplomasıdır. Ancak lisede resim eğitimi ile ilgili hocalarından aldığı aldığı resim kültürü dışında herhangi bir okula devam edip-resim eğitiminin planlı ve programlı bir biçimde sürmesine imkan bulamadı. Sanatçı mutlaka bir okuldan yetişmiyor. Zeka ve kültür, yetiştiği çevrenin kültürü ile sanatsal zekanın birleşiminin kesiştiği noktada sanat eserinin oluşmasına yeterli olabilir. Abit Güner sanat zekası taşıyan, Avrupa’da Almanya’ya işçi olarak gittiği yıllarda bir Alman eşle evlendikten sonra Alman müzelerinde ve Almanya yakınındaki ülkelerdeki müzelerde gördüğü ve de değerlendirdiği, hafızasına nakşettiği, kritik gözle baktığı ve resmin ne olduğu üzerinde derin düşüncelerden sonra ressam olmak, sanatçı olmak ve de iyi bir sanat eserinin üzerinde bulundurduğu değerli kriterleri öğrenebilen yanı daha doğrusu bir akademik eğitimde öğretilenleri kendi kendine öğrenen ve de onu uygulamaya koyan bir sanatçıdır diyebiliriz.
Abit’in eğitimi akademik eğitim düzeyi seviyesindedir diye düşünüyorum. Onun izlenimciliği, onun sanatı yorumlayışı, sanatı düşünmesi, sanatı okuması onu belki de bugün hayranlıkla izlediğimiz eserleri karşısında “sanatçı işte budur” diyebileceğimiz noktaya getirmiştir. Ramko Sanat Galerisinde açacağı sergi için sandıklar açılmaktaydı ve onlarca resim çıkıp duvara dizildiğinde bir kez daha “önemli bir sanatçı doğuyor”sözünü bana dedirten sevinci ve mutluluğu tadıyorum. Resimler duvara asıldığı zaman “işte iyi bir sanatçı, doğru bir sanatçı ve güzel bir sanatçı” diye söylendiğimi hatırlıyorum. Çok kısa bir zaman sonra ise Türk resim sanatının ünlü eleştirmeni Sezer Tansuğ içeri girdi. Sezer’ in buraya girmesiyle acaba düşüncelerimin doğruluğunu, Sezer’ in yüz ifadesinden okuyabilir miyim diye Sezer’ i izlemeye koyuldum. Sezer Tansuğ büyük bir sessizlik içersinde duvarlardaki tüm asılmış resimlere tek-tek sessizce dikkatlice baktı ve sonra yanıma geldi. Şimdi Sezer’ in ağzından söylediklerini size aktarıyorum; “işte akademilerimizde olması lazım gelen sanat eğitimi bu olmalıdır. Tamamen izlenimci, doğayı doğru gören, doğru yorumlayan ve de her sanatçının yapması lazım gelen düzeyde ve kalitede resimler. Bu geleceğin kalıcı sanatçılarından biri olacaktır mutlaka” demesi beni haklı çıkardı.
Bundan sonra birçok sergisini izledim ve de çok yakın ilişkilerimiz oldu. Sanat üzerine uzun sohbetlerimiz de oldu. Abit bütün mütevazı haliyle bir sanat eğitimcisi olarak beni her defasında dikkatle dinlemiştir. Kendisine belki sanatçı kimliğini değiştirecek hiçbir şey söylemedim. Ancak ona sanatçının yaşadığı yörenin kültür ve objelerini de sanata yerleştirmesi lazım geldiği üzerinde düşüncelerimi aktardım. Belki o dönemden sonra Abit Güner, herkesin beğenisini kazanan, yaşadığı Trabzon’un yakın çevresindeki objeleri, ölü doğayı bu natürmortlarında işlemeye başladı. O artık bir Karadeniz peştamalı, bir Karadeniz kilimi, bir Karadeniz kemençesi, bir Karadeniz karalahanası, belki Karadeniz’de kullanılan bir obje, bakır güğüm, kazan ve bunun gibi birçok objeyi resimlerine koymayı ve de onları yorumlamayı sürdürdü. Şimdi sanıyorum ki bu son sergisinde de biz onun yüksek resimsel değerleri içerisinde bu objeleri ışığıyla, gölgesiyle, doğru çizimleriyle, doğru desen içerisindeki üstün boyama tekniğiyle izleyeceğiz. Abit’in devamlılık ve süreklilik içerisinde hiç zigzagları olmadı. O doğru bildiği sanatsal anlatımını hiç bozmadan ve de yorulmadan sürdürdü. Yüzlerce natürmortunu ve peyzajını izledim. Bunların her birinde büyük bir emek ve büyük bir saygı görmekteyim. Abit’in duvarımda asılı olan resmini biraz anlatmak istiyorum size;bu resimde bir masa üzerinde serili bir peştamal, üzerinde Karadeniz’in ve Karadenizlinin sevdiği kara lahana yatmakta, onun arkasında bir kemençe ve yayı, onun da arkasında güzel bir vazo veya bir su kabı durmakta. Koyu bir leke içerisinde bu söylediğim objeler son derece doğru, çok canlı ve hatasız bir desenle çizilmiş ve boyanmıştır. Bu resmi her gün izlediğimde bir şeyler bulduğumu, içinde bir Karadeniz türküsü, bir Trabzon melodisi duyduğumu söylemek istiyorum. Abit Güner şişirilerek pazarlanacak bir sanatçı değildir. O resimlerindeki sadelik ve dürüstlükle kendi alıcısını bulan ve her sergisinde çoğalan alıcısıyla yarınlara kalabilecek sanatçıdır kuşkusuz. Tıpkı Hoca Ali Rıza, tıpkı Süleyman Seyyit ve diğer ünlü peyzaj ve natürmort ustaları gibi. Kanat Beyazıt Sanat galerisinde Abit Güner’in açılmakta olan sergisinde sizlerin de benim düşüncelerime katılacağınızı umuyorum.


Kaynak: Süleyman Saim TEKCAN- İstanbul, 1 Şubat 2002




Toplam Basında Abit Güner Haberi : 6 Adet
Sayfa No :   1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 |